
Ruhun frekansını yükselten kadim bir gelenek…
Gül ve gül suyu, yüzyıllardır Türk kültürünün hem günlük yaşamında hem de manevî ritüellerinde önemli bir yer tutar. Sadece güzel bir koku ya da estetik bir unsur olmanın ötesinde, gül; yüksek frekanslı bir şifa kaynağı ve derin bir sembol olarak kabul edilmiştir.
Tasavvuf geleneğinde gül, Hz. Peygamber’in bir sembolüdür.
Kokusu ve zarif görünümü, ilahî aşkı, saflığı ve ruhsal temizliği temsil eder. Bu nedenle gül suyu, yalnızca fiziksel temizlik için değil; ruhu arındırmak, frekansı yükseltmek ve iç huzuru desteklemek amacıyla da kullanılmıştır.
Osmanlı’dan günümüze uzanan bir gelenek olarak, cenazelerde gül suyu serpilirdi.
Bu ritüelin ardındaki anlam oldukça derindir:
Gül suyunun frekansı yaklaşık 320 Hz’dir – sevgi, huzur ve yüksek titreşimi temsil eder.
Ölüm anında bu frekansla mekânı arındırmak, ruhun yolculuğunu huzurla uğurlamak amacı taşır.
Ayrıca cenazelerde dağıtılan güllü lokumlar da sembolik bir anlam barındırır:
Gül, sevgi ve rahmeti simgeler.
Lokum, ağızda tatlı bir iz bırakarak güzel hatıraları temsil eder.
Böylece hem ruhu teslim eden kişiye hem de geride kalanlara “tatlı bir veda” sunulur.
Gül suyu, yalnızca yas anlarında değil; sevincin, bereketin ve manevi temizliğin de parçasıdır:
Mevlitlerde ve düğünlerde: Misafirlerin ellerine gül suyu dökülerek hoş geldin denir, bu temizlik ve ferahlığın bir göstergesidir.
Ramazan ayında: İftar sofralarında güllü şerbetler ve güllaç gibi tatlılarla manevi atmosfer pekiştirilir.
Evlerde: Bazı bölgelerde eşyaların üzerine serpilerek nazardan korunacağına inanılır.
Anadolu’nun birçok yerinde evlerin bahçelerine gül dikilmesi, sadece estetik değil; huzur ve koruma inancı taşır.
Bazı inançlarda ise gül suyuyla alınan abdestin daha makbul olduğuna inanılır — çünkü bu suyun ruhu da arındırdığı düşünülür.
Ruhsal denge, enerjisel frekanslarla doğrudan ilişkilidir.
Stres, yas, korku ve kaygı gibi duygular bu titreşimi aşağı çeker.
Modern frekans araştırmalarına göre:
Depresyon ve korku: 100 Hz’in altına düşer.
Sevgi ve huzur: 300 Hz ve üzerine çıkar.
Gül suyu ve gül yağı, doğada ölçülen en yüksek frekanslardan birine sahiptir: yaklaşık 320 Hz.
Bu nedenle gül koklamak, gül suyuyla temasta bulunmak veya gülün yanında bulunmak; ruhun düşük titreşimlerini dengeleyip yukarıya taşır.
Bu yüksek frekans, özellikle cenazelerdeki kullanımıyla anlam kazanır:
Yasın ağır enerjisini hafifletir,
Ortamdaki düşük titreşimi sevgiyle dengeler,
Ruhun geçişini destekler.
Güllü lokum ikramı da bu enerji dönüşümünün bir parçasıdır:
Tatlıyla acının birlikte sunulması, yasın frekansını sevgiye dönüştürme ritüelidir.
Günümüzde aromaterapi uzmanları, gül suyunun sinir sistemini sakinleştirdiğini, kalp ritmini dengelediğini ve düşük ruh halini yükselttiğini belirtir.
Artık sadece bir güzellik ürünü değil, enerji dengeleyici doğal bir şifa aracıdır.
Gül ve gül suyu, Türk kültüründe sadece bir bitki ya da hoş koku değil;
yüksek frekansın, sevginin, huzurun ve ruhsal şifanın sembolüdür.
Cenazede: ruhu huzurla uğurlamak,
Mevlitte: sevgi ve rahmeti paylaşmak,
Günlük yaşamda: enerjiyi yükseltmek ve arınmak için kullanılmıştır.
Bugün de gül suyunu her kullanımda; bedeninize, mekânınıza ve ruhunuza yüksek frekanslı bir dokunuş katabilirsiniz.